
Ev girişleri genellikle küçük ve dağınık. Doğru planlanmış bir portmanto, aynı alanda hem ayakkabıları hem montları düzene sokabiliyor.
Antre, evin en çok kullanılan ama en az planlanan bölümü. Girişte biriken ayakkabılar, koltuğa atılan montlar ve anahtar arayışı çoğu evde tanıdık bir manzara. Bunun nedeni genellikle yer darlığı değil, alanın planlanmamış olması.
Portmanto tasarımında ilk soru şu: bu evde kaç kişi yaşıyor ve kaç çift ayakkabı günlük kullanımda? Dört kişilik bir ev için sekiz-on çift ayakkabılık günlük kapasite yeterli oluyor; mevsimlik olanlar için üst bölüm ayrılıyor. Eğimli ayakkabılık bölmeleri aynı derinlikte daha fazla çift alıyor.
Oturma alanı, küçük antrelerde en çok atlanan detay. Ayakkabı bağlarken oturulacak bir yüzey, portmantonun kullanım rahatlığını belirgin biçimde değiştiriyor. Alt bölüme yerleştirilen bir bank, aynı zamanda içine sepet konabilecek bir hacim de yaratıyor.
Askı yüksekliği evdeki en uzun kişiye göre değil, en sık kullanan kişiye göre ayarlanmalı. Çocuklu evlerde alçak bir askı hattı eklemek, çantaların ve montların yere atılmasını engelliyor.
Ayna, dar antrelerde alanı görsel olarak genişletiyor. Kapak yüzeyine entegre edilen bir ayna, ayrı bir parça almaya gerek bırakmıyor.
Son detay: anahtar, kargo ve fatura gibi küçük eşyalar için tezgah yüksekliğinde bir yüzey. Bu yüzey olmadığında o eşyalar evin içine dağılıyor.